Alamet 1:

Dünyayı seller sular götürmeye devam ediyor. İtalya’nın güneyindeki Sicilya bölgesini etkisi altına alan yağışlar nedeniyle en 12 kişinin öldüğü açıklandı. Bir önceki hafta ülkenin kuzeyini vuran seller nedeniyle hayatını kaybeden insanlarla birlikte rakam 29’a yükselmiş oldu.

Fakat seller sadece insanları değil bütün ekosistemi etkilemiş durumda. Ülkenin kuzeydoğu bölgelerinde etkili olan yağış ve hızı saatte 180 kilometreyi bulan rüzgarın, Alp ve Dolomiti dağlarındaki bitki örtüsüne büyük zarar verdiği ortaya çıktı. Trentino-Alto Adige ve Veneto bölgelerinde fırtına nedeniyle başta çam ve köknar olmak üzere, 14 milyon ağacın devrildiği görüldü. Dolomit Dağları’nda ise binlerce kırmızı ladin ağacının yıkıldığı haberlere konu oldu.

Hâmiş 1:

İtalya merkezli enerji firması ENI, geçtiğimiz haftalarda Cezayir’in Sonatrach petrol şirketi ve Fransa merkezli dev enerji şirketi Total ile Cezayir’in Akdeniz karasularında petrol aranması projesine imza attı. Ayrıca İran’ın ihraç ettiği petrolün yüzde 9’unu alan İtalya’nın, ABD’nin İran yaptırımlarından muaf tutulacağı açıklandı.

***

Alamet 2:

Son 20 yılın en şiddetli yağışlarına sahne olan Suudi Arabistan’da bir haftadır etkili olan yağışlar nedeniyle beş kişi hayatını kaybetti. AA’nın haberine göre, Mekke, Medine, Riyad, Hail, Eş-Şarkiyye, Asir, Cazan, El-Baha ve El-Cevf şehirlerinde 28 Ekim’den bu yana aralıklarla etkili olan yağışın, yolların trafiğe kapanmasına, ağaç ve trafik lambalarının devrilmesine neden olduğu açıklandı.

Hâmiş 2:

Sputnik’in haberine göre, Suudi Arabistan Enerji Bakanı Halid el Falih Suudi petrol devi Aramco ile petrokimya devi Suudi Temel Endüstriler Kurumu’nun (SABIC) Rusya’da bir işleme tesisi kurulması için yatırım yapmaya hazır olduğu açıklamasını yaptı. Ayrıca, Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman, ülkenin ilk nükleer reaktörünün temelini attı.

***

Alamet 3:

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Kuveyt’te şiddetli yağışlar nedeniyle devlet daireleri ve okullar tatil edildi. Seller, yolların kapanmasına ve insanların araçlarında mahsur kalmasına neden oldu. Kötü hava koşulları sebebiyle Kuveyt Borsasında da işlemler geçici süre ile durdu.

Hâmiş 3:

Geçtiğimiz Eylül ayı sonunda Kuveyt Petrol Şirketi (KPC), Çin’in Rongsheng rafinerisine ham petrol tedariki konusunda Çinli firma ile anlaşmaya vardı.

***

Alamet 4:

Kaynak: Avustralya Meteoroloji Bürosu

Daily Mail Gazetesi’nin haberine göre, Avusturalya’nın kanguru, kuala, possum, emu, wombat ve echidna gibi ikonik ve egzotik hayvanlarının aşırı sıcaklara ve “big dry” olarak adlandırılan büyük kuraklık afetine adapte olamadıkları, bu canlılar için gıda ve su sıkıntısı yaşanmaya başladığı öğrenildi. New South Wales Üniversitesi’nden Richard Kingsford’un görüşlerine yer verilen habere göre, ülke genelinde büyük miktarda kanguru ölümleri yaşanıyor.

Hâmiş:

Güney Afrika ülkelerinden Zimbabwe’de Avustralyalı petrol arama şirketi Invictus Enerji, ülkenin kuzeyinde bulunan Muzarabani bölgesinde Afrika kıtasının en büyük petrol ve doğal gaz rezervini keşfetti. Rezervdeki ilk kuyunun 2020 yılında faaliyete geçeceği söyleniyor.

***

Fransa’nın başkenti Paris’te 2015 yılında imzalanan, sera gazı emisyonunu 2030’a kadar 56 milyar tona düşürerek, küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmayı hedefleyen Paris Antlaşması’na Avrupa Birliği’nde uyan ülke olmadığı açıklandı.

Euronews’de yayınlanan haberde, İngiliz Grantham İklim Değişikliği ve Çevre Araştırmaları Enstitüsü tarafından yayınlanan araştırmada geçen üç yılın ardından sadece 16 ülkenin “gönüllülüğe dayalı angajmanın” gerekliliklerine uyduğu ortaya çıktı.

İsyan Yakın mıdır?

İngiltere’de kendini “Kaygılı Yurttaşlar” olarak tanımlayan yeni bir eylem grubu harekete geçti.

Londra’da Parlamento Meydanı’nda toplanan, aralarında aileler, emekliler ve 20 yaş altındaki gençlerin de bulunduğu 1000’den fazla insan şehrin en kalabalık yolunu trafiğe kapattı.

Extinction Rebellion (Yokoluş İsyanı) olarak adlandırılan hareketin eylemi sırasında okunan, “Umut Ölür Eylem Başlar” başlıklı metinde şu çağrı yapıldı:

Umut Ölür Eylem Başlar

Eşi benzeri görülmemiş bir küresel âciliyet hali ile karşı karşıyayız. Çocuklarımız ve ülkemiz vahim tehlike altında.

Gezegen ekolojik krizin içinde, biz de bu gezegenin deneyimlediği altıncı kitlesel yokoluş olayının ortasındayız. Bilimciler ani iklim çöküşü dönemine girmiş olabileceğimiz inancındalar.

Şu anda Yeryüzünün atmosferi, endüstri çağı öncesi seviyelerden 1°C daha sıcak. Paris anlaşmasında üzerinde anlaşmaya varılan 2°C derecelik ısınmanın altında kalması ihtimali de çok zayıf.

Son projeksiyonlar gösteriyor ki 3 derecelik bir ısınmaya, hatta potansiyel olarak bundan çok daha fazlasına doğru gidiyoruz,

Birleşik Krallık’ta bugün yaşamakta olan çocuklar sellerin, orman yangınlarının, aşırı hava olaylarının, alınamayan hasatların ve bir de, baskılar bu kadar büyük olunca, toplumun kaçınılmaz çöküşünün sonucu olarak, hayal bile edilemeyecek dehşetengiz olayların içinde kalacaklar.

Geleceğin bize arzettiği bu tehlike karşısında hiçbir hazırlığımız yok.

İnkâr zamanı geçti artık – iklim değişikliği hakkındaki gerçeği biliyoruz biz, halihazırdaki biyolojik mahvoluş gerçeğini de biliyoruz.

O gerçekliği doğru kabul ederek harekete geçmenin zamanıdır şimdi.

Bu doğruyla birlikte yaşamak, bizlerin nasıl bir davranış kalıbı içinde olmamızı gerektiriyor peki? Elinden gelen her şeyi yaptığını bilerek mi öleceksin?

İsyan

Siyasi sistemin bizi hepten yüzüstü bıraktığı apaçık – sistem, aciliyet kavramından tamamıyla bihaber gözüküyor ve hüsnü kuruntuya dayalı politikaları destekliyor.

Bilim insanları sürekli karbon salımında bulunmanın ne demek olduğunu daha 1990’da açıkça ortaya koymuşlardı; o tarihten beri atmosferdeki CO2 yüzde 60 arttı. O halde, bizi yönetenlerin çocuklarımızı öldürmek niyetinde olduğunu ve halihazırda insanlığa karşı suç işleme faaliyeti içinde bulunduğunu pekala söyleyebiliriz.

Eylem

31 Ekimden itibaren bu ülkenin yurttaşları tekrar tekrar yıkıcı, şiddete dayanmayan sivil itaatsizlik eylemlerine girişecekler. Kitlesel gözaltılar, tutuklamalar olacak.

Birleşik Krallığın olağanüstü hal ilan etmesini, ülkede 2025’e kadar sıfır karbon ekonomisi yaratmak üzere harekete geçmesini ve sıfır karbonlu geleceğimizin nasıl bir şey olacağını kararlaştıracak sıradan insanlardan oluşan bir millet meclisi kurmasını talep ediyoruz.

Kişisel fedakârlıklarda bulunmaya razıyız. Gözaltına alınmaya, tutuklanmaya ve hapse girmeye hazırız. Davranışlarımızla örnek oluşturarak dünyanın dört bir yanında benzer eylemlere esin kaynağı olacağız. Bu dünya çapında bir çaba gerektiriyor, ama hareketin endüstri devriminin başladığı Birleşik Krallık’ta, bugün başlaması gerektiğine inanıyoruz.

Seçkinler ve siyasetçiler tarafından sessiz sedasız imha edilmeye razı gelmeyeceğiz. Onların soykırımsal davranışları karşısında onurumuzla, direncimizle, barışçı bir şekilde, bizden önce özgürlüklerimiz uğruna çarpışmış olan tüm o insanların ruhunu benimsemiş olarak çarpışacağız. Siyasi inanışları ne olursa olsun herkesi, ulusumuz ve yeryüzündeki hayat uğruna çarpışmak için bize katılmaya çağırıyoruz.

Konum

İklim değişikliğinin, kirliliğin ve doğal yaşam alanındaki tahribatın sebep olduğu bir ekolojik krizin göbeğindeyiz; türlerin dinozorları yok eden olaydan çok daha büyük çapta bir kitlesel yok oluşu kapımıza gelip dayanmış durumda. Rotamız toplumsal çöküşe, milyonların ve hatta milyarların ölümüne doğru çizilmiş durumda – insan türünün ortadan kalkması dahi ihtimal dahilinde. Gelecek karanlık, çocuklarımız da güvende değil.

Felaketin en büyüğünü önlemeyi sağlayacak olan değişim, teknik ve ekonomik olarak hâlâ mümkün. Değişimleri gerçekleştirmek kolay olmayacak ama dünyada bundan daha önemli, daha kayda değer hiçbir şey olamaz. Bu değişimler daha az hırçın ve telaşlı, daha güzel bir dünya yaratılmasına yönelik; gerekli değişimleri gerçekleştirmek, yeni iş sahaları da yaratacak. Bu, bir âcil durum – âcil eylem gerektiriyor.

Hükûmetimiz bilimin ve tarihin bize anlattıklarına uygun şekilde hareket etmiyor. O halde, Hükûmetimiz ihmal suçu işliyor demektir. Siyasi görüşlerimiz ne olursa olsun, başkaldırmak bizim ahlâki görevimiz. Sosyal bilimler bize barışçıl sivil itaatsizliğin değişimin gerçekleştirilmesinde etkili bir yol olduğunu gösteriyor. Vicdanlarımızın sesini dinlediğimizde, sevdiklerimizi korumak için fedakârlık yapmağa razı olduğumuzda hayatımıza amaç ve anlam kazandırmış oluruz. Bizim gibi duyup düşünenleri bu barışçıl İsyanımıza katılmaya çağırıyoruz.

Talepler

1. Hükûmet, içinde bulunduğumuz durumun ne kadar ölümcül olduğu konusunda doğruyu söylemeli, bu pozisyonla uyumlu olmayan tüm politikalarını değiştirmeli ve medyanın yanı sıra kendisi de değişimin âciliyeti konusunda halka bilgi vermeli – bireylerin, toplulukların ve şirketlerin yapması gereken şeyler hakkındaki bilgiler de buna dahildir.

2. İyiniyet beyanları ve rehber ilkeler yayınlamak buz örtülerini eriyip gitmekten kurtarmaz. Hükûmet, Birleşik Krallık’ta karbon salımlarını 2025 yılına kadar net sıfıra indirmek üzere bağlayıcı yasalar çıkarmalı ve ayrıca atmosferden sera gazı fazlasını çıkarmak üzere ekstra önlemler almalıdır. Hükûmet ayrıca küresel ekonominin gezegenin yıllık kaynak değerinin yarısından fazlasını kullanmaması için uluslararası işbirliği içine girmelidir.

3. Bu talepler, zorunlu olarak, ancak savaş zamanlarında kanunlarla düzenlenen çapta girişimleri ve seferberlik hallerini gerekli kılar. Ne var ki, Hükûmetimizin bu amaçların gerçekleştirilmesine yetecek cesur, hızlı ve uzun vadeli değişimleri yapacağına güvenmediğimiz gibi, politikacılarımıza daha geniş çaplı yetkiler vermeye de niyetimiz yok. Onun yerine, biz enkazdan çıkarken, amaca uygun bir demokrasi kurmak üzere, değişimleri gözetecek bir Yurttaşlar Meclisi talep ediyoruz. (CT/HK)

* Yokoluş İsyanı/Extinction Rebellion hareketinin “Umut Ölür Eylem Başlar” başlıklı metnini Ömer Madra Türkçeleştirdi.

bianet.org‘da yayımlanmıştır.